Mesaj yazın

Usul, İcra, İş ve İdare Hukuku · 6100 s. HMK m. 141, m. 319

İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi Yasağı (HMK m. 141)

Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasıyla başlayan ve tarafların ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın yeni vakıa ya da talep ileri sürmesini engelleyen usul yasağı.

Hukuki Terim / Kurumİddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi Yasağı (HMK m. 141)
Hukuk DalıUsul, İcra, İş ve İdare Hukuku
Yasal Dayanak6100 s. HMK m. 141, m. 319

Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 141'de düzenlenen "iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı (tevsii tahkikat yasağı)", yargılamanın belirli bir düzen içinde hızla yürütülmesini (usul ekonomisini) ve tarafların kötüniyetle davayı sürüncemede bırakmalarını önlemeyi amaçlayan temel bir usul ilkesidir. HMK'da yazılı yargılama usulü (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret ve Aile Mahkemelerinde uygulanan genel usul) ile basit yargılama usulü (Sulh Hukuk, İş, Tüketici, Kadastro ve İcra Mahkemelerinde uygulanan usul) arasında yasağın başladığı an bakımından çok kritik bir fark vardır! Yazılı yargılama usulünde (HMK m. 141/1); taraflar, "cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile" serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Yani yazılı yargılama usulünde dilekçeler teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilmesi) aşaması tamamlanıncaya kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağı başlamaz; yasak "ikinci cevap dilekçesinin verilmesiyle (veya süresinin dolmasıyla)" başlar!

Buna karşılık "basit yargılama usulünde" (HMK m. 316-322) yalnız "dava dilekçesi" ve "cevap dilekçesi" vardır (cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmez). Bu nedenle HMK m. 319 uyarınca basit yargılama usulünde; "İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar!" Aynı şekilde yazılı yargılama usulünde de davalı süresi içinde "cevap dilekçesi vermemişse" (HMK m. 128 uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayıldığından), Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre cevap dilekçesi vermeyen davalı, ikinci cevap dilekçesiyle savunmasını genişletemez ve yeni vakıa (örneğin zamanaşımı def'i veya takas/ödeme savunması) ileri süremez.

Yasak başladıktan sonra (tahkikat aşamasında) tarafların iddia veya savunmalarını genişletebilmeleri veya değiştirebilmeleri HMK m. 141/1, c. 2 uyarınca yalnız iki istisnai yolla mümkündür: 1) "Islah" (HMK m. 176 vd. - her tarafın yargılamada bir kez başvurabileceği tek taraflı usul işlemi) veya 2) "Karşı tarafın açık muvafakati (rızası)"! Eski 1086 sayılı HUMK döneminde karşı tarafın duruşmada yapılan genişletmeye ses çıkarmaması "zımni (örtülü) muvafakat" sayılıyorken, 6100 sayılı HMK m. 141'de zımni muvafakat kaldırılmış ve "açık muvafakat" şartı getirilmiştir; dolayısıyla karşı taraf suskun kalsa bile muvafakat etmiş sayılmaz, mahkeme genişletilen vakıayı kendiliğinden dikkate alamaz (HMK m. 141/2). Ayrıca kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, yargılama sırasında sonradan doğan yeni vakıalarda, hukuki sebeplerin değiştirilmesinde (HMK m. 33 uyarınca hukuku hâkim resen uygular) ve mahkemece resen dikkate alınması gereken "itirazların" (örneğin kesin hükümsüzlük veya dava tarihinden sonra yapılan ödeme belgelerinin) sunulmasında bu yasak uygulanmaz.

Şartları ve Uygulama İlkeleri

  • Yazılı yargılama usulünde (HMK m. 141/1) taraflar "cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri" ile karşı tarafın rızasına veya ıslaha gerek olmaksızın iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir ve değiştirebilirler.
  • Basit yargılama usulünde (İş, Tüketici, Sulh Hukuk, İcra Mahkemeleri - HMK m. 319) ise iddianın genişletilmesi yasağı "dava açılmasıyla", savunmanın genişletilmesi yasağı ise "cevap dilekçesinin verilmesiyle" derhal başlar.
  • Dilekçeler teatisi bittikten sonra (tahkikatta) iddia ve savunma ancak "ıslah" (HMK m. 176) veya "karşı tarafın açık muvafakati" (HMK m. 141/1) ile genişletilebilir ya da değiştirilebilir.
  • 6100 sayılı HMK'da "zımni (örtülü) muvafakat" kabul edilmemiştir; karşı taraf açıkça rıza göstermedikçe hâkim yasak kapsamındaki yeni vakıaları kendiliğinden inceleyemez (HMK m. 141/2).
  • İstinaf kanun yolu aşamasında ise (HMK m. 357/1) ne ıslahla ne de karşı tarafın açık muvafakatiyle iddia ve savunma genişletilebilir veya değiştirilebilir; istinafta yasak mutlaktır!

İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi Yasağı (HMK m. 141) Hakkında Sık Sorulan Sorular

Davalı süresinde cevap dilekçesi vermezse daha sonra "zamanaşımı def'i" veya "borcu ödedim" savunması ileri sürebilir mi?

Cevap dilekçesi vermeyen davalı HMK m. 128 uyarınca yalnız davacının vakıalarını "inkâr etmiş" sayılır. Zamanaşımı bir "def'i" olduğundan, süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı ancak "cevap dilekçesini tamamen ıslah ederek" (veya davacının açık muvafakatiyle) zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. Buna karşılık borcun ödendiğine (ifaya) ilişkin resmi/yazılı makbuz ve banka dekontları teknik anlamda def'i değil "itiraz" niteliğinde olduğundan, dosyaya girdikten sonra hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir.

Davacı dava dilekçesinde dayandığı kanun maddesini veya hukuki nitelendirmeyi tahkikat aşamasında değiştirirse bu yasağa takılır mı?

Hayır. HMK m. 33 uyarınca "Hâkim, Türk hukukunu resen uygular." Tarafların dayandıkları "maddi vakıaları" ve "talep sonucunu" değiştirmeksizin sadece hukuki sebepleri (kanun maddelerini veya hukuki nitelendirmeyi) değiştirmeleri iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamına girmez.

Talep sonucunun azaltılması (örneğin 500.000 TL olarak açılan davanın 300.000 TL'ye düşürülmesi) iddianın değiştirilmesi yasağına tabi midir?

Hayır. Çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği, talep sonucunun daraltılması (azaltılması) iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına tabi olmayıp kısmi feragat niteliğinde olduğundan karşı tarafın muvafakati veya ıslah aranmaksızın her zaman yapılabilir.

Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.

Mesaj yazın