Tazminat hukuku, bir kimsenin malvarlığında veya şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmelerin ve manevi elem ve ıstırabın hukuken sorumlu tutulan kişi tarafından giderilmesini amaçlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür; aynı şekilde TBK m. 112 uyarınca sözleşmeden doğan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde de borçlu alacaklının bundan doğan zararını tazmin etmek zorundadır.
Tazminat davaları talep edilen zararın niteliğine göre maddi tazminat ve manevi tazminat davaları olarak ikiye ayrılır. Maddi tazminat, malvarlığındaki fiili azalmayı (tedavi giderleri, onarım bedeli) ve yoksun kalınan kârı (kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması, destekten yoksun kalma) karşılamayı hedeflerken; manevi tazminat (TBK m. 56, m. 58; TMK m. 24-25), bedensel bütünlüğün zedelenmesi, yakınların ölümü veya kişilik haklarına yapılan hukuka aykırı saldırı nedeniyle duyulan acı ve elemin dindirilmesini sağlar.
Zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü (failin kusurunu ve fiil ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını) ispatlamakla yükümlüdür (TBK m. 50). Ancak zararın gerçek miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Kapsamdaki Başlıca Dava ve Hukuki İşlemler
- Haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları (TBK m. 49-76)
- Sözleşmeye aykırılık (borca aykırılık), geç ifa ve ayıplı ifadan doğan müspet ve menfi zarar tazminatı (TBK m. 112 vd.)
- Kişilik haklarına basın, yayın veya sosyal medya yoluyla yapılan saldırılar nedeniyle manevi tazminat (TMK m. 24-25, TBK m. 58)
- Bedensel zararlar (tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar) ve destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m. 53-55)
- Tıbbi uygulama hatalarından (malpraktis) kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıplı mal ve ayıplı hizmetten doğan tazminat uyuşmazlıkları
- Adam çalıştıranın, yapı malikinin ve tehlike sorumluluğu sahiplerinin kusursuz sorumluluğuna dayalı davalar (TBK m. 66, m. 69, m. 71)
- Haksız ihtiyati tedbir, haksız ihtiyati haciz ve haksız icra takibinden kaynaklanan tazminat davaları
Haksız Fiil Sorumluluğunun Unsurları ve Kusursuz Sorumluluk (TBK m. 49-71)
Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir: hukuka aykırı bir fiil, kusur (kast veya ihmal), maddi veya manevi bir zarar ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı. Hukuka uygunluk nedenlerinin (haklı savunma, zorunluluk hali, kanunun verdiği yetkinin kullanılması, zarar görenin geçerli rızası - TBK m. 63-64) varlığı halinde fiil hukuka aykırı sayılmaz.
Kanun koyucu bazı durumlarda kusur şartı aramaksızın "kusursuz sorumluluk" halleri öngörmüştür. Hakkaniyet sorumluluğu (TBK m. 65), adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m. 66), hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK m. 67), yapı malikinin sorumluluğu (TBK m. 69) ve önemli ölçüde tehlike arz eden işletmelerin tehlike sorumluluğu (TBK m. 71) bu kapsamdadır. Örneğin bir bina veya diğer yapı eserlerinin yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan yapı maliki kusuru olmasa dahi sorumludur.
Bedensel Zararlar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (TBK m. 53-55)
TBK m. 54 uyarınca bedensel zararlar; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları kapsar. Ölüm halinde ise TBK m. 53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar ("destekten yoksun kalma tazminatı") tazmin edilir. Destekten yoksun kalma tazminatı miras hakkından bağımsız bir hak olup, ölenin sağlığında fiilen ve düzenli olarak bakımını sağladığı veya gelecekte sağlayacağı kuvvetle muhtemel kişilere (eş, çocuklar, anne, baba vb.) ödenir.
TBK m. 55 uyarınca destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre (TRH-2010 yaşam tablosu ve yerleşik Yargıtay aktüerya ilkeleri çerçevesinde) hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; hesaplanan tazminat miktarı hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Manevi Tazminat İlkeleri ve Kişilik Haklarının Korunması (TBK m. 56, m. 58)
Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56). Ayrıca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir (TBK m. 58, TMK m. 25).
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca manevi tazminat ne bir ceza ne de malvarlığı zararını gidermeye yönelik gerçek anlamda bir tazminattır; zarar görenin iç huzurunu yeniden sağlamaya yarayan tatmin duygusu yaratma işlevi görür. Bu nedenle manevi tazminat talebi bölünemez; kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve yargılama sırasında ıslah yoluyla dahi artırılamaz. Manevi tazminat miktarı dava dilekçesinde tek seferde ve tam olarak belirlenmelidir.
Yargılama ve Başvuru Sürecinin Aşamaları
Zarar, Kusur ve Görevli Mahkeme Analizi
Haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık olgusunun, kusur durumunun, zamanaşımı süresinin ve görevli mahkemenin (Asliye Hukuk, Ticaret veya Tüketici) tespiti.
İhtarname, Delil Tespiti ve Arabuluculuk (Gerekli Hallerde)
Delillerin kaybolmaması için sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenmesi, temerrüt ihtarnamesi çekilmesi ve ticari/tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğa başvurulması.
Davanın Açılması, Kusur ve Aktüerya Bilirkişi İncelemesi
Maddi tazminat için belirsiz alacak/kısmi dava ve manevi tazminat için tam dava açılması; Adli Tıp maluliyet raporu, kusur raporu ve aktüerya hesap raporunun alınması.
Bedel Artırımı (Islah), Hüküm ve Cebri İcra
Bilirkişi raporuyla belirlenen gerçek maddi zarar üzerinden harcın tamamlanması, kararın alınması ve yasal/avans faiziyle birlikte icra takibine konulması.
Tazminat Davaları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı (örneğin 8 veya 15 yıllık dava zamanaşımı) öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, hukuk davasında da bu uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir ve sonradan artırılabilir mi?
Manevi tazminat miktarı; olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, maruz kalınan acı ve elemin ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü dikkate alınarak hâkim tarafından takdir edilir (TMK m. 4). Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereği dava açıldıktan sonra ıslah yoluyla miktarı artırılamaz; başlangıçta talep edilen miktarın kısmen reddedilmesi halinde ise reddedilen kısım üzerinden karşı vekâlet ücreti doğar.
Ceza davasında verilen beraat veya mahkûmiyet kararı tazminat davasını nasıl etkiler?
TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığına karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza mahkemesinden verilen beraat kararıyla bağlı değildir. Ancak ceza mahkemesinin fiilin hukuka aykırılığını ve fail tarafından işlendiğini saptayan kesinleşmiş "maddi olgu" tespiti ve mahkûmiyet kararı hukuk hâkimini bağlar.
Doktor hatası (malpraktis) nedeniyle tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Tıbbi müdahalenin yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre görevli mahkeme değişir. Özel hastane veya özel muayenehanede çalışan hekime karşı açılacak davalar vekâlet/eser sözleşmesi kapsamında Tüketici Mahkemesinde (dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabidir); devlet hastanesi veya üniversite hastanesinde kamu görevlisi olarak çalışan sağlık personelinin hizmet kusurundan kaynaklanan davalar ise doğrudan idareye (Sağlık Bakanlığı veya Rektörlük) karşı İdare Mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır.
Tazminat Davaları İle İlgili Mevzuat, İçtihat ve Hesaplamalar
İlgili Temel Kanunlar
Emsal Yüksek Mahkeme Kararları
İlgili Hesaplama Araçları
Bu sayfadaki bilgiler yürürlükteki mevzuat çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.