Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 505 ve m. 506 hükümleri uyarınca mirasbırakanın terekesi üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği kısım (tasarruf oranı), belirli yasal mirasçılar için kanunen korunan "saklı pay" (mahfuz hisse) oranları düşüldükten sonra kalan bölümdür. Yürürlükteki mevzuata göre saklı paylı mirasçılar ve saklı pay oranları; altsoy (çocuklar, torunlar) için yasal miras payının yarısı (1/2), anne ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4) ve sağ kalan eş için altsoy veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı (4/4), diğer hallerde ise yasal miras payının dörtte üçü (3/4) olarak belirlenmiştir. 2007 yılında yapılan kanun değişikliği ile kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır.
Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları (vasiyetname, miras sözleşmesi) veya TMK m. 565 kapsamında tenkise tabi sağlararası karşılıksız kazandırmaları ile tasarruf edilebilir kısmı aşması durumunda, saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar TMK m. 560 uyarınca "tenkis davası" açabilir. Tenkis davası yenilik doğuran (inşai) ve eda niteliği taşıyan bir dava olup, mirasbırakanın iradesini tamamen geçersiz kılmaz; yalnızca saklı payı ihlal eden oranda kazandırmanın indirilmesini ve saklı payın tamamlanmasını sağlar.
TMK m. 570 uyarınca tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek suretiyle sağlararası kazandırmalardan yapılır. Tenkis davası açma hakkı TMK m. 571 uyarınca mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması (ölüm) tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer; ancak tenkis iddiası def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Saklı pay oranları: Altsoy için yasal payın 1/2'si, anne ve baba için 1/4'ü, sağ kalan eş için 1. ve 2. zümreyle birlikte 4/4'ü, diğer hallerde 3/4'üdür (TMK m. 506).
- Kardeşlerin saklı pay mirasçılığı 5650 sayılı Kanun ile 2007 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
- Hak düşürücü süre, saklı pay ihlalinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde mirasın/vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıldır (TMK m. 571).
- Tenkis sıralamasında önce ölüme bağlı tasarruflar orantılı olarak, yetmezse sağlararası kazandırmalar en yeni tarihliden en eskiye doğru indirilir (TMK m. 570).
- Bölünmesi değer kaybına yol açacak mal vasiyetlerinde davalı TMK m. 564 uyarınca malı veya nakdi bedeli (sabit tenkis oranı üzerinden) tercih hakkını kullanabilir.
Tenkis Davası ve Saklı Pay Hakkında Sık Sorulan Sorular
Mirasbırakanın ölümünden önce yaptığı hangi bağışlar tenkis davasına konu edilebilir?
TMK m. 565 uyarınca mirasbırakanın mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yaptığı kazandırmalar, mirastan feragat bedelleri, ölümden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir.
Muris muvazaası davası ile tenkis davası aynı dilekçede birlikte açılabilir mi?
Evet. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil talebi asıl talep, bunun kanıtlanamaması ihtimaline binaen tenkis talebi ise terditli (kademeli) talep olarak aynı davada ileri sürülebilir.
Sabit tenkis oranı nedir ve hangi aşamadaki değerlere göre hesaplanır?
Sabit tenkis oranı, tasarruf konusu malın tenkise tabi değerinin o malın tereke içindeki toplam değerine bölünmesiyle bulunan orandır. Bu oran mirasın açıldığı (ölüm) gündeki tereke değerlerine göre saptanır, ödenecek bedel ise Yargıtay İBK uyarınca tercih hakkının kullanıldığı gündeki rayiç değerlere bu oranın uygulanmasıyla hesaplanır.
Tenkis Davası ve Saklı Pay İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
Emsal Yüksek Mahkeme Kararları
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.