Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 426-431 hükümlerinde düzenlenen "kayyımlık", vesayet (vasi atanması) kurumundan farklı olarak kişinin genel temsil ve yönetim yetkisini ortadan kaldırmayan, yalnızca "belirli bir işin görülmesi" veya "malvarlığının yönetilmesi" ile sınırlı olan en hafif vesayet önlemidir. TMK m. 458 uyarınca "Birisinin kendisine kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez." Kayyım üç farklı amaçla atanır: Temsil kayyımlığı (TMK m. 426), yönetim kayyımlığı (TMK m. 427) ve istek üzerine kayyımlık (TMK m. 428).
TMK m. 426 uyarınca vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi), aşağıda yazılı veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen "temsil kayyımı" atar: 1) Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, 2) Bir işte yasal temsilcinin (velinin veya vasinin) menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa (örneğin sağ kalan anne ile küçük çocuğun birlikte mirasçı oldukları mirasta paylaşma veya taşınmaz satışı yapılacaksa ya da soybağının reddi/babalık davalarında), 3) Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.
TMK m. 427 uyarınca vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan (sahipsiz kalan) mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle: a) Bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması ve oturduğu yerin de bilinememesi (gaiplik öncesi), b) Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişinin malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksun olması, c) Bir terekede mirasçılık haklarının henüz açık olmaması veya ceninin menfaatlerinin gerekli kılması, d) Bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması (şirketlere/apartmanlara yönetim kayyımı) hallerinde "yönetim kayyımı" atar.
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Kayyım atanması kişinin fiil ehliyetini kısıtlamaz; kişi kayyımın görev alanı dışındaki tüm işlemlerini serbestçe yapabilir (TMK m. 458).
- Veli (anne/baba) ile velayet altındaki küçük çocuğun aynı hukuki işlemde veya davada (örneğin miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, soybağı davası) menfaati çatışıyorsa çocuğa "temsil kayyımı" atanması zorunludur (TMK m. 426/1-2).
- Temsil kayyımı, kendisi için kayyım atanan kişinin yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesince; yönetim kayyımı ise malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği yer Sulh Hukuk Mahkemesince atanır (TMK m. 430).
- Belirli bir iş için görevlendirilen temsil kayyımı vesayet makamının talimatlarına uyar; yönetim kayyımı ise malların korunması ve bakımı dışındaki özel işlemlerde izin almak zorundadır (TMK m. 459-460).
- Temsil kayyımlığı kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle; yönetim kayyımlığı ise kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkmasıyla sona erer (TMK m. 477).
Temsil ve Yönetim Kayyımlığı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Eşim vefat etti, reşit olmayan çocuğumla birlikte miras kalan evi satmak istiyoruz; çocuğa kayyım atanması gerekir mi?
Eğer anne/baba ile küçük çocuk arasında mirasın paylaşılması (taksim sözleşmesi), birbirlerine pay devri veya aralarında ortaklığın giderilmesi davası söz konusuysa anne/baba ile çocuğun menfaati çatıştığından TMK m. 426/1-2 uyarınca çocuğa mutlaka temsil kayyımı atanmalıdır. Taşınmazın üçüncü bir kişiye birlikte satışında ise somut işlemde menfaat çatışması bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Soybağının reddi veya babalık davalarında küçük çocuğa kayyım atanmadan karar verilebilir mi?
Hayır. Soybağının reddi ve babalık davalarında anne ve baba ile çocuğun hukuki menfaatleri çatışma ihtimali taşıdığından, Yargıtay'ın kesin içtihatları uyarınca ergin olmayan çocuğa Sulh Hukuk Mahkemesinden temsil kayyımı atanması ve davanın kayyıma yöneltilmesi/ihbar edilmesi kamu düzenine ilişkin zorunlu bir usul kuralıdır.
Ortakları anlaşamadığı için yöneticisiz (organsız) kalan bir şirkete kayyım atanması hangi mahkemeden istenir?
Sermaye şirketlerinin (anonim ve limited şirketlerin) zorunlu organlarından yoksun kalması veya genel kurulun toplanamaması halinde TTK m. 530 ve m. 636 ile TMK m. 427/1-4 uyarınca yönetim kayyımı atanması talepleri ticari dava niteliğinde olduğundan şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinden talep edilir.
Temsil ve Yönetim Kayyımlığı İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
İlgili Hesaplama Araçları
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.