Mesaj yazın

Medeni, Borçlar ve Miras Hukuku · 4721 s. TMK m. 169, 175, 182

Tedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakası

Boşanma sürecinde ve sonrasında eş ve çocuklar yararına hükmedilen tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakalarının şartları, kusur kriteri ve uyarlanması.

Hukuki Terim / KurumTedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakası
Hukuk DalıMedeni, Borçlar ve Miras Hukuku
Yasal Dayanak4721 s. TMK m. 169, 175, 182

Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu aile hukukunda bakım nafakalarını "tedbir nafakası", "iştirak nafakası" ve "yoksulluk nafakası" olarak üç temel kategoride düzenlemiştir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri (tedbir nafakasını) re'sen (kendiliğinden) alır (TMK m. 169). Tedbir nafakası bağlanırken eşlerin kusur durumu araştırılmaz; dava tarihinden itibaren başlayıp boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.

Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine "gücü oranında" katılmakla yükümlüdür; buna "iştirak nafakası" denir (TMK m. 182/2, m. 327-328). İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olup kusur şartına bağlı değildir ve kural olarak çocuğun ergin (18 yaşında) olmasına kadar sürer; ancak çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m. 328/2 - eğitim/yardım nafakası).

TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak "yoksulluk nafakası" isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yoksulluk nafakası hâkim tarafından kendiliğinden bağlanamaz, mutlaka açıkça talep edilmelidir. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka; alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/3). Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın artırılması veya azaltılması (uyarlanması) davası açılabilir (TMK m. 176/4).

Şartları ve Uygulama İlkeleri

  • Tedbir nafakası (TMK m. 169) dava süresince geçerlidir; kusur şartı aranmaz ve hâkim tarafından re'sen değerlendirilir.
  • Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) için nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması şarttır.
  • Eşit kusurlu veya kusursuz eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir; tam veya ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz.
  • İştirak nafakası (TMK m. 182) çocuğun üstün yararına dayanır; kural olarak çocuk ergin olana kadar devam eder.
  • Ekonomik koşulların değişmesi halinde her zaman nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davası açılabilir (TMK m. 176/4, m. 331).

Tedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Asgari ücretle çalışan eş yoksulluk nafakası talep edebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, salt asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması yoksulluk nafakası bağlanmasına mutlak surette engel değildir; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, barınma giderleri ve yaşam koşulları birlikte değerlendirilerek gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı somut olaya göre takdir edilir.

Anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakası talep edilmemişse sonradan dava açılabilir mi?

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası talep edilmediği açıkça belirtilmişse veya feragat edilmişse, boşanma kesinleştikten sonra sonradan yoksulluk nafakası davası açılamaz. Ancak çocuk için ödenen iştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğundan anlaşmalı boşanmada istenmemiş olsa bile sonradan talep edilebilir.

Nafaka borcunun ödenmemesi halinde tazyik hapsi uygulanır mı?

Evet. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine İcra Ceza Mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; ancak bu yaptırım birikmiş (adi alacak niteliğindeki) nafakalar için değil, cari (işleyen) aylık nafaka borçları için uygulanır.

Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.

Mesaj yazın