Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
Ceza muhakemesinde ana kural suçların Cumhuriyet savcısı tarafından resen (kendiliğinden) soruşturulması ve kovuşturulmasıdır. Ancak kanun koyucu, mağdurun özel hayatı, aile düzeni veya suçun hafifliği gibi nedenlerle bazı suçların (örneğin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kasten yaralama - TCK m. 86/2, taksirle yaralama - TCK m. 89, basit tehdit - TCK m. 106/1-c.2, hakaret - TCK m. 125, konut dokunulmazlığının ihlali - TCK m. 116/1, mala zarar verme - TCK m. 151, güveni kötüye kullanma - TCK m. 155/1 vb.) soruşturulmasını ve kovuşturulmasını "suçtan zarar görenin (mağdurun) şikâyetine" bağlamıştır. Şikâyet bir "muhakeme şartı"dır (CMK m. 223/8); şikâyet olmadan soruşturma başlatılamaz ve dava açılamaz. TCK m. 73/1-2 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse "altı ay içinde" şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; bu 6 aylık hak düşürücü süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin "fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden" başlar.
Şikâyet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kamu hukuku hakkıdır. Şikâyette bulunmaya yetkili olan birkaç kişiden (örneğin bir suçun birden fazla mağduru varsa) birisi 6 aylık süreyi geçirirse, bu durum diğerlerinin şikâyet haklarını düşürmez (TCK m. 73/3). Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin "vazgeçmesi" davayı düşürür ve "hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" (TCK m. 73/4); yani şikâyetten vazgeçme ilk derece mahkemesinde, istinafta veya Yargıtay temyiz aşamasında "hüküm kesinleşinceye kadar" her zaman yapılabilir. Ancak şikâyetten vazgeçme iki taraflı bir hukuki işlem niteliğindedir: TCK m. 73/6 uyarınca "Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez!" Yani sanık "ben suçsuzum, beraat etmek istiyorum, şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmiyorum" derse kamu davası düşmez, yargılamaya devam olunarak sanığın suçsuzluğu anlaşılırsa beraatına, suçu sabit olursa düşme kararına hükmedilir.
Kanun koyucu şikâyetin ve şikâyetten vazgeçmenin bölünmezliği konusunda TCK m. 73/5'te "sirayet (yayılma) ilkesi"ni kabul etmiştir: "İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar." Aynı şekilde mağdur suçu birlikte işleyen faillerden sadece birinden şikâyetçi olup diğerinden şikâyetçi olmadığını söylese dahi şikâyet fiile yönelik olduğundan tüm şeriklere sirayet eder; tersine kovuşturma aşamasında sanıklardan sadece biri hakkındaki şikâyetinden vazgeçerse bu vazgeçme diğer tüm sanıklara da sirayet eder ve (kabul etmeyenler hariç) hepsi hakkında düşme kararı verilir. Şikâyetten vazgeçildikten sonra bir daha aynı fiil nedeniyle şikâyet hakkı kullanılamaz ("vazgeçmeden vazgeçilemez"). TCK m. 73/7 uyarınca kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve "vazgeçtiği sırada şahsi haklarından (maddi ve manevi tazminat haklarından) da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise" artık hukuk mahkemesinde de tazminat davası açamaz; şahsi haklarından vazgeçtiğini açıkça belirtmemişse hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkı saklıdır.
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi "6 ay" olup bu süre mağdurun sadece suçu (fiili) değil, "failin kim olduğunu da" öğrendiği günden itibaren başlar (TCK m. 73/1-2).
- Şikâyetten vazgeçme, "hüküm kesinleşinceye kadar" (istinaf ve temyiz aşamaları dahil) yapılabilir ve kamu davasını düşürür; hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme (çek suçları gibi özel kanun istisnaları hariç) cezanın infazını durdurmaz (TCK m. 73/4).
- İştirak halinde suç işleyen şeriklerden (faillerden) biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, "sirayet ilkesi" gereği diğer tüm sanıkları da kapsar (TCK m. 73/5).
- Şikâyetten vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK m. 73/6); ayrıca şikâyetten bir kez vazgeçildikten sonra bu vazgeçmeden geri dönülemez.
- Mağdur ceza davasında şikâyetten vazgeçerken "şahsi haklarından da vazgeçtiğini" açıkça beyan etmemişse, hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı devam eder (TCK m. 73/7).
Şikâyet Hakkı, 6 Aylık Şikâyet Süresi, Sirayet İlkesi ve Şikâyetten Vazgeçme (TCK m. 73) Hakkında Sık Sorulan Sorular
Faili meçhul bir hakaret veya mala zarar verme olayında suçun işlendiği tarihten 2 yıl sonra failin kimliği tespit edilirse 6 aylık şikâyet süresi geçmiş olur mu?
Hayır. TCK m. 73/2 uyarınca 6 aylık şikâyet süresi (8 yıllık dava zamanaşımı süresini geçmemek şartıyla) mağdurun "hem fiili hem de failin kim olduğunu öğrendiği günden" başlar. Dolayısıyla mağdur failin kimliğini olaydan 2 yıl sonra öğrenmişse, 6 aylık süre failin kimliğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Soruşturma aşamasında resen (şikâyete tabi olmayan) bir suç olarak açılan davada, duruşmada eylemin şikâyete bağlı bir suç olduğu (örneğin yağma değil basit yaralama olduğu) anlaşılırsa ne yapılır?
CMK m. 158/6 uyarınca; yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresinde suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle kovuşturulması şikâyete bağlı bir suça dönüşmesi halinde, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde yargılamaya devam olunur.
Mağdur şikâyet süresini kaçırmadan ölürse mirasçıları şikâyetçi olabilir mi veya mağdurun yaptığı şikâyetten mirasçıları vazgeçebilir mi?
Şikâyet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan (hakaret suçuna ilişkin TCK m. 131/2 istisnası hariç) mağdurun ölümüyle şikâyet hakkı mirasçılara geçmez. Aynı şekilde mağdur sağlığında şikâyetçi olduktan sonra vefat ederse, mirasçıların mağdur adına şikâyetten vazgeçerek kamu davasını düşürme yetkisi yoktur.
Şikâyet Hakkı, 6 Aylık Şikâyet Süresi, Sirayet İlkesi ve Şikâyetten Vazgeçme (TCK m. 73) İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
İlgili Hesaplama Araçları
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.