| Yüksek Mahkeme / Kurul | Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu |
|---|---|
| Tarih, Esas ve Karar No | 03.06.2022 T., 2021/1 E., 2022/3 K. (RG: 26.11.2022 / 32025) |
| Hukuk Dalı | İcra ve İflas Hukuku |
| İlgili Kanun Maddeleri | 2004 s. İcra ve İflas Kanunu m. 67 • 7201 s. Tebligat Kanunu m. 11 • 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27, m. 73 ve m. 77 • 1136 s. Avukatlık Kanunu m. 41 |
Uyuşmazlık Konusu ve Hukuki Sorun
İlamsız icra takibinde ödeme emrine vekili aracılığıyla itiraz eden borçluya karşı alacaklı tarafından İİK m. 67 uyarınca açılan itirazın iptali davasında; dava dilekçesinin icra dosyasında borçlu adına itiraz etmiş olan vekile mi, yoksa doğrudan borçlu asıla mı tebliğ edilmesi gerektiği hususundaki görüş aykırılığının giderilmesidir.
Yüksek Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 E., 2022/3 K. sayılı kararında, icra takibi ile itirazın iptali davasının hukuki niteliklerini birbirinden ayırmıştır. İlamsız icra takibi icra müdürlüğü önünde yürütülen bir takip işlemi iken, itirazın iptali davası genel mahkemelerde (veya özel görevli mahkemelerde) genel hükümlere göre görülen, sonucu maddi anlamda kesin hüküm (HMK m. 303) teşkil eden müstakil bir davadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan "Vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır" kuralı, vekilin o dava veya iş için vekâletnamesini ilgili merciye sunmuş olmasını gerektirir. Avukatın icra müdürlüğü dosyasına vekâletname sunarak ödeme emrine itiraz etmesi, onun müvekkili adına sonradan mahkemede açılacak olan itirazın iptali davasını da takip edeceği ve o davada da vekil olduğu anlamına gelmez. Borçlu ile avukat arasındaki temsil ilişkisi yalnızca icra takibine itirazla sınırlı tutulmuş veya sona ermiş olabilir.
Dava dilekçesinin, henüz mahkeme dosyasına vekâletname sunmamış olan icra dosyası vekiline tebliğ edilmesi, borçlunun aleyhine açılan davadan haberdar olamamasına ve Anayasa m. 36 ile HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının ihlaline yol açabilir. Bu gerekçelerle Kurul, itirazın iptali davasında dava dilekçesinin icra dosyasındaki vekile değil, doğrudan davalı (borçlu) asıla tebliğ edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Somut İlkeler
- Borçlu, icra takibindeki ödeme emrine avukatı (vekili) aracılığıyla itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesi ve tensip tutanağı doğrudan borçlu (davalı) asıla tebliğ edilmelidir.
- Dava dilekçesinin borçlu asıl yerine icra dosyasındaki vekile tebliğ edilmesi usulsüz olup, o vekil mahkeme dosyasına vekâletname sunup davayı takip etmediği sürece taraf teşkili sağlanmış sayılmaz.
- Taraf teşkili (dava dilekçesinin asıla usulüne uygun tebliği) kamu düzenine ve hukuki dinlenilme hakkına (HMK m. 27) ilişkin olduğundan, mahkemece ve kanun yolu mercilerince resen denetlenir.
- Borçlu asıla tebligat yapıldıktan sonra, borçlunun görevlendireceği vekilin mahkeme dosyasına vekâletname ibraz etmesiyle birlikte sonraki tüm yargılama tebligatları TK m. 11 uyarınca o vekile yapılır.
- Şayet dava dilekçesi sehven icra vekiline tebliğ edilmiş ancak aynı vekil geçerli vekâletnamesini mahkeme dosyasına sunarak davaya cevap vermiş ve duruşmalara katılmışsa, usul ekonomisi gereğince taraf teşkili eksiksiz tamamlanmış kabul edilir.
İlgili Mevzuat, Çalışma Alanları ve Hesaplama Araçları
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Kanun Rehberleri
İlgili Hesaplama Araçları
Bu sayfadaki yüksek mahkeme karar incelemesi genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre hukuki değerlendirme farklılık gösterebilir.